Başıma kötü bir şeyler gelse de, kendimi daha da sıradan hissetsem diye bekliyorum.. Uzun zamandır..
12 Mart 2012 Pazartesi
Değişimin biri bir gün...
Birinin değişmesini -en başından beri her şeyin farkında olmana rağmen-, en iyi niyetinle, en az bir kaç yıl beklediysen ve sonuçta hiç bir ilerleme kaydetmediyse(n), haberin olsun ki o ilerleme asla olmayacak! Ve çaba harcadığın zamanın tümü sana sonsuz boşluk, hatta hayıflanma olarak geri dönecek. Bil!
12 Şubat 2012 Pazar
Su kaybolur mu(?)
Suyun nası kaynadığı üzerine daha önceden çok da düşündüğümü hatırlamıyorum. Bi 100 derece dediler, inandım. Hiç fokurdayan bi suyun içine derece sokmadım. Hayatta en çok güvendiğim şeylerden biri su. Ben o dereceyi asla kullanmadım, o da benim güvenimi asla sarsmadı. Neden şüpheleneyim ki. Kaynarken hiç tuhaf bi hareketini görmedim. Isındı ısındı, bu sırada dikkatli günümdeysem tek farkedebildiğim dönüp duran buharlar oldu. Derece 90 a geldiğinde- muhtemelen- küçük balonlar oluştu, baloncuklar havada sıcramaya başladığında ise 100 derce olduğu anladım. Hiç farketmedim ateşi yaktığım ilk andan beri yavaş yavaş kaybolduğunu, kaynadığında ise daha çabuk kaybolduğunu ama hiç de düşünmedim buharlar halinde tamamen kaybolabileceğini.. Yok olmak da denemez buna. Artık bana değil de havaya görünebilir olabileceğini hiç düşünmedim, önemsemedim.
Camdaki buğu
Karanlık. Mutfak camına yaklaşıyorum, yavaşça. Çok sonradan farkediyorum ki; cama ne kadar yaklaşırsam cama yansıyan gölgem de o kadar az görünür oluyor. Cama yaklaşıyorum, git gide. Ve git gide cama yansıyan gölgem de azalıyor. Azalıyor, azalıyor, küçücük kalıyor. Yine de dışarıdaki ışıkları görebiliyorum sadece, her şey buğulu. Şimdiye kadar dışarıda gördüğüm ne varsa, hepsi tek kocaman bi buğu. Cama yapıştırdım artık başımı. Artık sadece ışıklar değil tek görebildiğim. Evler arabalar yol çocuk parkı ve ağaçlarla gökyüzü. Görebildiğim herşey daha net, hepsine bi isim verebiliyorum. Şimdi benim gibi camdan bakan herkes de aynı isimleri veriyor onlara. Sonra bir şey daha farkediyorum. Artık camdan yansıyan gittikçe bana yaklaşan bi gölgem yok. Bunları hepsini söylerken bu kez de, nefesimin buğu yaptığı cam dışarıyı görmeme engel oluyor. Bu kez ne camın ardından dışarıyı ne de cama yansıyan gölgemi görebiliyorum. Cam buğulanıyor, buğulanıyor. Buğu oluyorum..
4 Ocak 2012 Çarşamba
Mutlu musun(?)
Mutlu taklidi yapmıyorum. Sadece mutlu olmak ya da olmamak üzerine çok düşünmüyorum artık. Zaten arayıp durduğumuz mutluluk" tam da buymuş(?).
2 Ocak 2012 Pazartesi
Banyodan sonra
Banyo yaptıktan sonra ilk kez tuvalete girmenin verdiği his gibi.. İlk kirlendiğin an! Bekaretini kaybetttiğin, abdestinin bozulduğu an gibi. kendimi bildim bileli banyo sonrası giderilen tuvalet ihtiyacının verdiği his hep buydu. bu anı ilk yaşadığımdan beri verdiği his hiç değişmedi. ilki ile sonuncusu arasında hiç bi fark yok. aşık olmak dedikleri de bunun gibi galiba. bi kez duydum o duyguyu bi daha olmaz sanırken, ömrün boyunca her seferinde aynı hissi tekrar yaşıyorsun. derecesi, şiddeti hiç değişmeden. hepsi ilk kezmiş gibi. şimdi kirlendiğin için pişmansın ama biliyorsun ki sonrasında tekrar yıkanacak tertemiz olacak ve yine kirleneceksin. bu bir döngü biliyorsun ölene dek yıkanıp temizlenip, kirlenip tekrar yıkanacaksın.. Ta ki son kez birileri seni yıkayana ve seni kirletecek kirli şeyler bedenini ve ruhunu tamamen terkedene kadar..
Düz saçım
İnanırım, her insanın ortak olarak cesaret örneği gösterebildiği bi an vardır: Takıntı anı
30 Aralık 2011 Cuma
Çamları da severdim
"Eski çamlar bardak oldu."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)