Dışarıda bir dünya,
-seni anlamayı bekleyen-. Sense etrafındaki küçük dünya ile sınırlı sanıyorsun tüm evreni. Kimse seni bilmiyor gerçekten, anlamıyorlar da değil mi? Zaten anlasalar da beğenmezler, zevkleriniz uyuşmuyor çünkü. Belki onlarla sınırlı değildir her şey. Belki yanlış basamakta durdun. Birilerini değiştirme basamağında olmak istiyorsun. Peki ya öyle bir basamak hiç var olmadıysa? Hiç düşünemedin değil mi bu yoğunlukta. O kadar meşgulsün ki onları yargılamak, eleştirmek ve değişmelerini istemekle ve sonuçta da çok ilerleyemeden, farkına bile varamıyorsun seni bekleyen koca bir dünya insan var hem de bunların hiç birini yapmana gerek kalmadan yakın hissedeceğin insanlar. Şimdi nasıl gideyim de nereden bulayım onları deme kendine, aramaya başla bir yerlerden. En azından aramayı iste. Belki ilk bakmaya başladığın yerde olacaklar senin gözüne ilişmeyecekler ilk bakışta. Just be on the road, keep going.. derler ingiliz atalar biz amerikan ingilizcesi öğrensek de anladın sen konuyu. Devam et, yolda ol, durma yeter. Göreceksin, hiç bir şey yeni keşifler kadar haz vermiyor. Birini ömrüm boyunca pek tanıyamamanın acizliğinden ise birini bir haftalığına ya da bir ay -kısa süre neyse senin için- daha yakından bilmek. Yan yanayken kafalarınız arasında radyo dalgaları uçuştuğunu hayal etmek gibisi yoktur.
Bir insanı çok az tanımak kadar güzel bir şey yoktur. Birini yolda yanından geçerken güldüğü kadar, saçlarını savurduğu kadar, sakalını kaşıdığı, çocuğuna baktığı, sevgilisini öptüğü kadar tanımak gibisi yoktur. Birini anlık bilmek bazen yıllara bedel olabiliyor..**
an*
en kısa hikaye parçasına an denir
bazı anlar bütün yaşamımızı belirler
"bütün yaşamımız" dediğimizde o bir kaç âna bakar aslında
bu yüzden yıllar sonra en çok hatırladıklarımız anlardır.
gerisi bulanıktır. geçmişi anlar berraklaştırır.
M.han
*berna
**caner(wicker park)
Başıma kötü bir şeyler gelse de, kendimi daha da sıradan hissetsem diye bekliyorum.. Uzun zamandır..
anlamak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anlamak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Kasım 2013 Pazar
28 Ekim 2011 Cuma
Kaldırımdaki ayakkabı
"Bir insanı yargılamadan önce gökte üç ay eskiyinceye dek onun makosenleriyle yürü." Kızılderili Atasözü, anonim
Sokakta kaldırım kenarında arkadaşımı, otobüsü ya da sadece zamanın geçmesini beklemek zorunda kalmışsam eğer, oynadığım çok zevkli bi oyun vardır. Başkaları da yapıyordur muhakkak bu yaptığımı fakat benimki oyun haline gelmiş şekli. Önyargı ve hüküm yerine, fikir sahibi olmak ve anlayabilmek var içinde, olduğu kadarıyla...
İnsan seyretmek çok büyük haz veriyor diğer insanoğluna. Tabi bi amaç etrafında (dikizlemek/ röntgenlemek) odaklanılmadığı sürece:) Yürüyüşünü, duruşu, saçlarını savuruşunu izlemek. Bi kaç adımından sonra omzundan düşen çantasını hep aynı şekilde düzelttiğini görmek. Kollarını sallaması, hareketlerinin hızı. Birini ister bi kaç dakikalığına, ister bi saatliğine takip edeyim, müspet sonuçlar elde edebiliyorum, inan! Onun içindir ki, derler ya ilk izlenim önemlidir diye. Küçümsenen saniyelerin, esasen hayat memat meselesi olduğunun kanıtıdır bu. Zamanla anladım ki, onları izlemek bi o kadar da onlardan gizli yapmam gereken bir şeydi. Onların da benim ki gibi gözleri, hisleri olduğunu unutmuştum. Görünmez de olamayacağıma göre, başka yolunu bulmalıydım. İzlenirken duydukları rahatsızlığı duymamaları gerekliydi. Bakışlarımız çakışmadan nasıl becerebilirdim ki bunu? Farkettirmeden, kısa sürede bitirmeliydim bu işi. Dış görünüşü özetleyen yani kişinin yaşamına özet getiren bi nokta. Olmalıydı, ama nerede?
Sonra bi gün kaldırımın kenarındaki duvarda otobüs beklerken keşfettim, o basit gerçeği.. Ayaklar! Ayakkabılar! Hayatın özeti tam da bu yöndeydi, daha doğrusu ayakkabılarda. Şık ayakkabılar, spor ayakkabılar. Topuklusu, ruganı, renklisi, siyahı, eskisi, boyalısı, sandaleti, çizmesi.. Her neyse işte. Ayakkabıları izlemeye başladım. Sürekli yere bakarken, düşünceli insan görünümümle, izleyici tehlikesi oluşturmuyorum onlar adına. Böylelikle göz göze gelmeden, bakışlarla dışlanmadan, istediğim kadar gözlem yapıyorum, her bir çift adımın farklı bi dünyayı anlattığını bilerek...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
