Başıma kötü bir şeyler gelse de, kendimi daha da sıradan hissetsem diye bekliyorum.. Uzun zamandır..
12 Şubat 2012 Pazar
Camdaki buğu
Karanlık. Mutfak camına yaklaşıyorum, yavaşça. Çok sonradan farkediyorum ki; cama ne kadar yaklaşırsam cama yansıyan gölgem de o kadar az görünür oluyor. Cama yaklaşıyorum, git gide. Ve git gide cama yansıyan gölgem de azalıyor. Azalıyor, azalıyor, küçücük kalıyor. Yine de dışarıdaki ışıkları görebiliyorum sadece, her şey buğulu. Şimdiye kadar dışarıda gördüğüm ne varsa, hepsi tek kocaman bi buğu. Cama yapıştırdım artık başımı. Artık sadece ışıklar değil tek görebildiğim. Evler arabalar yol çocuk parkı ve ağaçlarla gökyüzü. Görebildiğim herşey daha net, hepsine bi isim verebiliyorum. Şimdi benim gibi camdan bakan herkes de aynı isimleri veriyor onlara. Sonra bir şey daha farkediyorum. Artık camdan yansıyan gittikçe bana yaklaşan bi gölgem yok. Bunları hepsini söylerken bu kez de, nefesimin buğu yaptığı cam dışarıyı görmeme engel oluyor. Bu kez ne camın ardından dışarıyı ne de cama yansıyan gölgemi görebiliyorum. Cam buğulanıyor, buğulanıyor. Buğu oluyorum..
4 Ocak 2012 Çarşamba
Mutlu musun(?)
Mutlu taklidi yapmıyorum. Sadece mutlu olmak ya da olmamak üzerine çok düşünmüyorum artık. Zaten arayıp durduğumuz mutluluk" tam da buymuş(?).
2 Ocak 2012 Pazartesi
Banyodan sonra
Banyo yaptıktan sonra ilk kez tuvalete girmenin verdiği his gibi.. İlk kirlendiğin an! Bekaretini kaybetttiğin, abdestinin bozulduğu an gibi. kendimi bildim bileli banyo sonrası giderilen tuvalet ihtiyacının verdiği his hep buydu. bu anı ilk yaşadığımdan beri verdiği his hiç değişmedi. ilki ile sonuncusu arasında hiç bi fark yok. aşık olmak dedikleri de bunun gibi galiba. bi kez duydum o duyguyu bi daha olmaz sanırken, ömrün boyunca her seferinde aynı hissi tekrar yaşıyorsun. derecesi, şiddeti hiç değişmeden. hepsi ilk kezmiş gibi. şimdi kirlendiğin için pişmansın ama biliyorsun ki sonrasında tekrar yıkanacak tertemiz olacak ve yine kirleneceksin. bu bir döngü biliyorsun ölene dek yıkanıp temizlenip, kirlenip tekrar yıkanacaksın.. Ta ki son kez birileri seni yıkayana ve seni kirletecek kirli şeyler bedenini ve ruhunu tamamen terkedene kadar..
Düz saçım
İnanırım, her insanın ortak olarak cesaret örneği gösterebildiği bi an vardır: Takıntı anı
30 Aralık 2011 Cuma
Çamları da severdim
"Eski çamlar bardak oldu."
22 Aralık 2011 Perşembe
Boşluk
Arada eksik sahneleri olsa.. sadece mutlu anlardan ibaret olsa .. tatlı küs olsak, atışsak, sonra hemen barışsak.. her şey çabuk bağlansa birbirine.. ara sıra boşluğa düşmesek.. içine düşeceğimiz boşluklar, birbirimizden ne kadar uzaksak o kadar büyük olsa.. sarıldığımız anda düşeceğimiz boşluk da kalmasa.. içine düştüğümüzde kendi sesimizin yankısını duymasak.. dünyadan uzaklaşmasak.. dünyanın sesini duysak..
19 Aralık 2011 Pazartesi
Doğmamış çocuk
Bugün eğer dünyaya gelebilselerdi, kaç tane çocuğum olurdu diye düşündüm. Kaç tanesi bir fayansa damladı, kaç tanesi elime bulaştı, kaç tanesi banyoda suyun akışıyla bacaklarımın arasında akıp gitti, kaç tanesini işedim, kaç tanesi kanalizasyonda boğuldu, kaç tanesi çöpteki pamukların üzerinde kurudu kaldı.. Hangileri daha şanslıydı? Doğmadıkları için hepsi belki de..
Sonra yine düşündüm de.. eğer tüm çocuklarımı dünyaya getirseydim, her birinin varlığından mutlaka haberdar olacaktım. Can verdiğim her kanın dünyaya en az bir kez geldiğinden emin olacaktım. Oysa bir erkeği düşünüyorum da şimdi, şu ana kadar hesaplayamayacağı sayıda çocuğu olabilirdi. Bunun için ne dokuz ay beklemesine ne de doğurmasına gerek vardı. Belki de, kadın ve erkek arasındaki farklardan biri de budur. Bir kadın istese de , istemese de , inkâr da etse ömrü boyunca can verdiği çocukların hepsinin varlığından haberdar olacaktır. Bir erkekse can verdiği, can verebileceği çocuklarının farkında olmadan ölüp gidebilir bile..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
