Bazı şeyler hiç hayal ettiğim gibi olmuyor. Hayal etmediğim gibi de olmuyor. Bazen hiç bir şey olmuyor, hem de hiç..
Başıma kötü bir şeyler gelse de, kendimi daha da sıradan hissetsem diye bekliyorum.. Uzun zamandır..
27 Ağustos 2013 Salı
22 Ağustos 2013 Perşembe
Hayalimin dansı
Hep, koskocaman bir salonda, yüksek ses müzikle tek başıma dans ettiğimi hayal ederim. Yapmayı çok istediğim şeylerden birisi ömrüm boyunca. Öyle bi dans edeyim ki, içimden geldiği gibi, hiç kimse izlemiyormuş gibi ya da tüm dünya izliyormuş gibi. Saçmalayayım. Yerlerde sürüneyim. Ne bilim duvara sarılayım. Jennifer lopez gibi bastonum olsun havada çevireyim falan. Şimdi aklıma gelmeyen başka saçmalıklar.. Işıklar da olsun üzerime vuran, yanıp sönen, gözümü alan. Çok sahneye çıktığım söylenemez ama o spot ışıklardan karşımdaki hiç kimseyi göremediğim bir sahne deneyimim olmuştu ve o anda çok güzel bir şey oluyormuş gibi gelmişti. Karşımda tanımadığım bir sürü insan normalde çok heyecanlanmama sebep olacakken, karşıya gözümü diktiğimde o sonsuz ışık huzmesinin içinde tek başıma kaybolduğum fikrine kapılmıştım. Ben çığlık atıyordum ama kimse duymuyor gibiydi sanki. İstediğim kadar yüksek sesle bağırdım, bağıra çağıra söyledim. Sesim kısıldı hatta. Öylesi bir an bir daha olsa yorulana kadar, sabaha akşama kadar.. İçimden geldiği gibi düşünmeden, yargılanacağını.. Vücudumun ritme verdiği tepkiyi izlemek sadece..
Bana bunları bi parça olsun hatırlatan bi şarkı buldum. Hayalimde fütursuzca dans etmelerime o kadar çok benzettim ki ablayı. Yani tam olarak diyemem aynı böylesi olur, olsa benzer herhalde. Takla kısmında biraz şüphelerim yok değil..
11 Ağustos 2013 Pazar
30 Temmuz 2013 Salı
Ayna, Ben
Aynaya bakıyorum bu ben miyim diye.. saçımdaki beyaz tellere bakıyorum sonra. Tek tek ayırt ediliyorlar diğerlerinden, kalın simsiyah telli saçlarımdan. Azlar ama ayaktalar, isyandalar adeta. Sinmiyorlar aralara. Korkmuyorlar, öndeler, benden daha önde. Siyah teller bensem, beyazlar düşüncelerim..
Hepsini bu sözler hatırlatıyor..
Onu kırmış olmalı yaşamında birisi.
Dinledikçe susması, düşündükçe susması.
Tek başına iki kişi olmuş kendisiyle gölgesi,
Heykelini yontuyor yalnızlığın ustası...
Ö. ASAF
Hepsini bu sözler hatırlatıyor..
Onu kırmış olmalı yaşamında birisi.
Dinledikçe susması, düşündükçe susması.
Tek başına iki kişi olmuş kendisiyle gölgesi,
Heykelini yontuyor yalnızlığın ustası...
Ö. ASAF
19 Haziran 2013 Çarşamba
Aynı sıra
Günlerden bir gün postanedeyim. Postane dediysem küçük bir yer burası. Ama yine de kalabalık.. Kuyruk kapıya dayanmış durumda. Ancak, son sıradaki kapıyı açarsa dışarıdan biri gelebiliyor. O sırada kapının hemen yanında son sıradaki yaşlıca bir amca ise içeriye giren diğer bir amcayı tanıyor olcak ki "ohoo çok sıra var, sana sıra gelmez" diyor sırıtarak.
Yeni gelen amca cevap veriyor:
"Olsun canım sıradan ne olacak! Ben yalnızlığı sevmem zaten.."
Yeni gelen amca cevap veriyor:
"Olsun canım sıradan ne olacak! Ben yalnızlığı sevmem zaten.."
17 Mayıs 2013 Cuma
Bütün isteğim buydu
Kaç kişi kaldık ki?
o günlerden, eskilerden.
Kaç kez daha 22 yaşında olurum ki?
kaç defa yaşanır aynı güzel an? tekrar tekrar..
Kaç defa 12 yaşındayken pencereden bakıp, yüzüme rüzgarın çarpmasını bekleyebilirim?
Kaç defa o pencereden bakarken yüksekliğin derinliğinden korkabilirim?
Saçlarım kaç defa 17 yaşımdaki kadar siyah olur ki?
Ellerim hep böyle beyaz kalsa,
gözlerim her zaman bu kadar genç..
hep yorgun baktıktan sonra ne fark eder ki diyorsun!
Şunları yazdığım âna bile tekrar dönemeyeceğim, asla!
Şimdi odada dolaşan sinekle bir daha hiç karşılaşmayacağız.
Her şey aynı gibi gözüküyor,
masa aynısı işte, koltuk aynı koltuk diyorum.
ama her saniye üzerine farklı nefesler üflediğim masa nasıl aynı masa kalır ki?
İçime çektiğim her oksijen molekülü benzer özellikte ama hiç biri aynı değil birbirinin,
öyleyse ben 50 yaşımda da nasıl aynı ben olabilirim ki?
Zamanla ilgisi yoktur belki de.
Bu cümlenin sonunu yazarken aldığım nefes farklıysa ben de başka biriyimdir artık,
belki de. belki de değil.(?)
Sonsuza giden bir sorgu.
Bacaklarım ağrıyorsa benim suçum mu?
Anların suçudur.
Derdimi anlatamamak benim suçum mu?
Benim gibi düşünmek istemeyen, beni tuhaf gösterenlerin suçu mu?
İçinde aynı kasvetli sıkıntıyı hissettiği halde, bunu kendine bile itiraf edecek kadar dürüst olamayanların suçu mu?
Biraz duygu, biraz ruh
olsun..
o günlerden, eskilerden.
Kaç kez daha 22 yaşında olurum ki?
kaç defa yaşanır aynı güzel an? tekrar tekrar..
Kaç defa 12 yaşındayken pencereden bakıp, yüzüme rüzgarın çarpmasını bekleyebilirim?
Kaç defa o pencereden bakarken yüksekliğin derinliğinden korkabilirim?
Saçlarım kaç defa 17 yaşımdaki kadar siyah olur ki?
Ellerim hep böyle beyaz kalsa,
gözlerim her zaman bu kadar genç..
hep yorgun baktıktan sonra ne fark eder ki diyorsun!
Şunları yazdığım âna bile tekrar dönemeyeceğim, asla!
Şimdi odada dolaşan sinekle bir daha hiç karşılaşmayacağız.
Her şey aynı gibi gözüküyor,
masa aynısı işte, koltuk aynı koltuk diyorum.
ama her saniye üzerine farklı nefesler üflediğim masa nasıl aynı masa kalır ki?
İçime çektiğim her oksijen molekülü benzer özellikte ama hiç biri aynı değil birbirinin,
öyleyse ben 50 yaşımda da nasıl aynı ben olabilirim ki?
Zamanla ilgisi yoktur belki de.
Bu cümlenin sonunu yazarken aldığım nefes farklıysa ben de başka biriyimdir artık,
belki de. belki de değil.(?)
Sonsuza giden bir sorgu.
Bacaklarım ağrıyorsa benim suçum mu?
Anların suçudur.
Derdimi anlatamamak benim suçum mu?
Benim gibi düşünmek istemeyen, beni tuhaf gösterenlerin suçu mu?
İçinde aynı kasvetli sıkıntıyı hissettiği halde, bunu kendine bile itiraf edecek kadar dürüst olamayanların suçu mu?
Biraz duygu, biraz ruh
olsun..
14 Mayıs 2013 Salı
Pembe gömlekli erkek (pembe, süslü ve kaslı)
Yaklaşık iki metreye yakın boyuyla insanın gözüne çarpmayacak gibi değil. İster beğen ister beğenme o ayrı bir konu tabi. Bi refleks halinde bakıştan sonra ikinci bakışında ağzının suyu akarak mı bakarsın yoksa acıyarak mı, bu da sana kalmış. Ama bi gerçek var ki orada insanın gözüne çarpan çok süslü bir şey var. Boylu poslu olduğu kadar, iri yapısı geniş omuzları ve kol kasları çok büyümüş bi arkadaş. Ayaklardan su verilerek büyütülmüş gibi. Havalar da açılmışken güneşli günlerin ruhuna uygun giyinmiş. Buz mavisi bol kot pantolonu, beyaz tişörtü, ve en çarpıcısı şeker pembesi, kollarını kıvırdığı gömleği. Gözünde ise tek başına bir spor arabayı andırabilecek, parlak gözlükler. Saçlar günün modası, ensenin biraz daha kısa olduğu tepelerin uzunca ve bir dalgayı andıran şekilde sabitlemiş hali. Tabi ki ayaktaki 52 numara her biri bir küçük seyahat çantasını andıran beyaz spor ayakkabılar olmazsa olmaz. Ben otobüsten dışarıyı izlerken o da karşıdaki durakta otobüs bekliyordu. Kendisini izlediğim tahmini 4 saniye içinde, saniyenin 1/10 de kendisini göz ucuyla süzdü. Güzelliğini kontrol ediyor gibiydi. Hala yerinde miydi ağaç gövdesi baldırları, hala boylu boyunca görünüyor muydu geniş şişik omuzları acaba? Gözlüğünün altından görünen biçimli çenesi, burnu.
Böyle adamlar bende hep bir hüzün uyandırmıştır. Hep kafalarının boş olduğunu düşünmüşümdür onların. Eski bir dostun da dediği gibi "yüksek binaların çatı katı boş olurmuş!". Her söylendiğinde pis pis sırıtırdık bu lafa. Velhasıl kelam, kendilerinin farkında oldukları kadar dünyanın farkında olamadıkları için üzülürüm onlar adına. Onlar adına ve kendime adıma üzülürüm, hiç bir zaman öyle şatafatlı, öyle göz alıcı frapan, süslü olmadığım, olamadığım, olmak istemediğim için. Bazısı için doğru bir tespittir benimki, bazısı için de bir kıskançlıktan ibaret belki. O bilinmez de. Her görüşümde buna benzer birini hüzünlenirim ömrüm boyunca asla böyle süslü bir adam olamayacağım için..
Böyle adamlar bende hep bir hüzün uyandırmıştır. Hep kafalarının boş olduğunu düşünmüşümdür onların. Eski bir dostun da dediği gibi "yüksek binaların çatı katı boş olurmuş!". Her söylendiğinde pis pis sırıtırdık bu lafa. Velhasıl kelam, kendilerinin farkında oldukları kadar dünyanın farkında olamadıkları için üzülürüm onlar adına. Onlar adına ve kendime adıma üzülürüm, hiç bir zaman öyle şatafatlı, öyle göz alıcı frapan, süslü olmadığım, olamadığım, olmak istemediğim için. Bazısı için doğru bir tespittir benimki, bazısı için de bir kıskançlıktan ibaret belki. O bilinmez de. Her görüşümde buna benzer birini hüzünlenirim ömrüm boyunca asla böyle süslü bir adam olamayacağım için..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)