Başıma kötü bir şeyler gelse de, kendimi daha da sıradan hissetsem diye bekliyorum.. Uzun zamandır..
25 Kasım 2012 Pazar
Bir yer var..
Yaşamak istediğim bir yer var... İnsanların beni kendilerine benzetmeye çalışmadıkları bir yer. Normal olanın, kendileri olduğuna dair çok hummalı bir iddia içine girmeyenlerin olduğu bir yer. Sırf onların hoşladıkları, sevgilileri, sözlüleri, yüzüklüleri, evlilikleri olan insanlar var diye benim de aynılarından edinmen gerektiğini düşünmeyen insanların olduğu... ve yanımda bu tür bir kişi bulundurmadığım için yalnız olduğumu değil, onlar gibi arkadaşlarım olduğu için kendimi yalnız hissetmeyeceğim insanların olduğu bir yer. Yanımdaki boşluğu değil içimdeki boşluğu dolduran insanların olduğu bir yer.. Tanımadığım birilerinin elinden tutmaya zorlamaktansa, her birinin bir elimden tuttuğu insanların olduğu..Benim ne istediğime kendi karar vermeyip, bana kulak verenlerin olduğu. Yalnızlığın ihtiyaçtan doğduğunu, herkesin neye ihtiyaç duyarsa onun yalnızlığını duyabileceğini ve o ihtiyaçların da herkes de farklılık gösterebileceğini düşünebilen insanların olduğu yer.
13 Kasım 2012 Salı
4 Ekim 2012 Perşembe
Parlayan deniz
Eğer uzun sayılacak bi otobüs yolculuğuna çıkarsan, tek başına. Işık yakıyorsa hala gözlerini akşam üzeri. Dışarıdan gelen rüzgâr serinletmiyorsa. Otobüs sabit hızla giderken, kulağına rüzgârla birleşen donuk bir ses yapışıyorsa. Pencereden izlerken güzel denizi, üzerine güneş ışığı vururken, parlayan bir sürü çift göz görmüş gibi huzurlu oluyorsan.
Öylece sonsuza kadar gitmek isteyeceksin..
Heveslenme, sürmeyecek. Bitecek..
Yan koltuktaki kadın çocuğunu kucağına alacak otobüsten inecek, yanına kapkara olmuş işçi bi amca oturacak, şapkasıyla oynayacak, Darıca 1 diyecek, ineceksin. Amcanın yüzüne, gözlerine bakmayacaksın. Belki parıldayan bir çift gözü vardı. Göremeyeceksin. Hiç.
Öylece sonsuza kadar gitmek isteyeceksin..
Heveslenme, sürmeyecek. Bitecek..
Yan koltuktaki kadın çocuğunu kucağına alacak otobüsten inecek, yanına kapkara olmuş işçi bi amca oturacak, şapkasıyla oynayacak, Darıca 1 diyecek, ineceksin. Amcanın yüzüne, gözlerine bakmayacaksın. Belki parıldayan bir çift gözü vardı. Göremeyeceksin. Hiç.
29 Eylül 2012 Cumartesi
Tek bir olay
Bir şey her şeyi yıkmış değil. O bir şey her şeyin özeti sadece. Özetin özü kısalık değil midir? Karar vermek için birden fazla özete gerek niye? Her özet aynı bütünü anlatmıyor mu nasılsa? Her özet ayrı bir heyecan, belki bu kez başka bir bütüne götürür umudu ile...
11 Eylül 2012 Salı
Buzlu laflarım var
Söyleyeceklerimi biraz bekletmem gerekiyor.
Bir gün önceden suda ıslattığım laflarımı,
ateşte haşladım bir süreliğine.
O da yetmedi,
azar azar kullamak için derin dondurucuya koydum, her birini.
Zamanı gelince tüm büzüşmüş laflarımı kısık ateşte ısıttım,
buzlarından arındırdım.
Tamamen çözülürlerse ne alâ,
inat ederlerse kimsenin ağzına laf vermiyorum.
Bir gün önceden suda ıslattığım laflarımı,
ateşte haşladım bir süreliğine.
O da yetmedi,
azar azar kullamak için derin dondurucuya koydum, her birini.
Zamanı gelince tüm büzüşmüş laflarımı kısık ateşte ısıttım,
buzlarından arındırdım.
Tamamen çözülürlerse ne alâ,
inat ederlerse kimsenin ağzına laf vermiyorum.
10 Eylül 2012 Pazartesi
Hayatın sesi
Hayat dediğimiz bundan ibaret:
manasızlığımızın sessizliğini susturmak için,
televizyonun sesini sonuna kadar açmak.
Televizyonun içine de girememek, onla gerçekten ilgilenmemek,ama
en azından iki manasızlığın arasını doldurmak,
manasızlığın sesini bastırmaktır.
çoğunluk"
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)